İsmini bile unuttuğum bir kanalda yayınlanacak bir arabesk şarkıcısı dizisi. Henüz uydu yayınının hayata geçmediği yıllar. Kanalın, Çamlıca vericisinden tüm Marmara Bölgesine, İskandinavya mavisi ayarında ve çiğ bir tonda, yayın çıkışı var; nasıl beceriyorlarsa? Arabesk sanatçısı kardeşimizin dizisinin senaryosuna ağlayan, inleyen, karanlık zulalarda yaşayan karakterler doluşmuş durumda. Kanalın mavi’sini kırmak için ön hazırlık aşamasında ahşap İstanbul’un az da olsa kalan mahalleleri, Yedikule-Cankurtaran aksında, yönetmenle birlikte kahverengi ahşap sokaklar aradık, durduk. Beyaz ağırlıklı tuğla-beton kaplı, plastik boyalı mahallelerde set kurmamak adına. Ahırkapı’da istediğim sokakları ve evleri bulmuştuk. Objektifin arkasında da çeyrek turuncu renk filtresi kullanmıştım. İlk gün çekimlerinde, görüntülerin açık kahverengi olduğunu gören yapımcı, hesabımı kesmişti ve işten ayrılmıştım. Yerime çalışan görüntü yönetmeni arkadaşın işine işe bakmayacaktım. Dizi de on bölüm kadar sonra yayından kalkarak unutulacaktı. Trt yıllarım, Ramazan yayını içinde yemek programı köşesinde kameramanım. Topkapı Sarayı içinde Konyalı Restoranının alt katındaki mutfakta, müessesenin kadrolu aşçılarının, Osmanlı aşçı kostümleri giyerek yaptıkları yemekleri çekiyorum. Mekan tonozlu yapı ve mermer ile taş işçiliğinin buluştuğu, kiremit tuğlasının aralara serpiştirildiği bir erken dönem Osmanlı Mimarisi eseri. İlk günün yemekleri arasında tereyağlı pilav da var. Mekanın bir cephesindeki derince küçük vasistas pencerelerinden gelen gökyüzü mavisi içeriyi hayli etkiliyor. Maviyi tungsten lambalarla dengeledim. Pilavdaki tereyağ katkısını arttırmak için 300 wt mizar lambaya yarım tül ile amber serisi çeyrek turuncu taktırarak kapakları kısık vaziyette direk pilava yaktırmak istedim. Yeşilçam tecrübeli Işıkçı arkadaşla papaz olduk, “Pilava sarı ışık yaktırdı” diye yapımcıya kadar beni yazacaktı, sonraki günlerde. Sonuç meşale aydınlatması tonunda ve 16. Yüzyılda hazırlanmış bir pilav yemeği gibi olacaktı. Trt yapımcısı sonuçtan memnunken, ışıkçıyı benim ekibimden ayıracaktı. Kadrajdaki karanlık yerlere, divan altlarına, loş dolap köşelerine, gece sahnelerinde Ay’a bile lamba yaktıran! bazı ustalar kuşağından bugüne, sağlam çalışmalarıyla göz dolduran görüntü yönetmeni arkadaşların işlerine gelirken, biz, Orwo filmleri kuşağı torba renkler çalışanları görüntü yönetmenlerinin içlerinde ukte olan ve çok yıllar sonra ancak kavuşacağımız teknik üstünlükte negatif filmler ve profesyonel kameralarla çalışma fırsatı bulmamız gibi, Levent Öztürk’ün hazırladığı Dijital video ve renk düzenleme sözlüğü adlı üç kitaplık çalışması bizim kuşak yanında genç meslektaş arkadaşlara da yol gösterici olarak raflarda yerini alacaktır, başarılar dilerim.
Haluk Göl - Görüntü Yönetmeni

İki temel neden, renklere karşı daha özenli davranmamızı gerektiriyor. Biri teknik, ikincisi yaratıcı nedenler. Renk düzenlemesi yaparken belirli bir amacımız var. Renk, duyguları uyandırır ve diyalogda ya da ekranda gerçekleşen eylemlerin ötesine geçer. Coloristin düzenlemeleri ile gözünüzü yönetmenin dikkat etmesini istediği sahnenin bir bölümüne yönlendirebilirsiniz. Bu bir sihir! Renk düzenlemesi hakkında bilgi sahibi olmaya çalışırken yeni bir dil öğreniyorsunuz. Farklı renk düzenleme yazılımları, renk kuramları, yazılımlardaki araçlar, dijital video terimleri, kayıt formatları gibi bir çok konuda bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Bu kitap, renk düzenlemeye giriş niteliği taşıyor.
Levent Öztürk - Colorist
Buradan önizleme yapabilirsiniz. Buradan satın alabilirsiniz.